Ana içeriğe atla

Katolik Hakkında Kısa Bilgi

Roma Katolik Kilisesi 1.2 milyardan fazla mensubuyla dünyanın en büyük Hıristiyan mezhebidir. İtalya, İrlanda, İspanya, Filipinler, Meksika ve Arjantin gibi çeşitli ülkeler neredeyse tümüyle Katoliktir.

Katolik dünya Roma sınırları içinde ufak, bağımsız bir devlet olan Vatikan Şehri’nden yönetilir. Orada aynı zamanda Roma’nın piskoposu ve Peter’in varisi olduğu düşünülen Papa, kardinallerinin yardımıyla bu dini yönetir. Katolik dünyası her biri bir piskopos tarafından idare edilen 2.500’den fazla piskoposluğa bölünmüştür. Her bir piskoposluk içinde, her bir kilise Katolik hiyerarşisini tamamlayan bir rahip veya yardımcı rahip tarafından yönetilir.

Katolik inancının merkezinde yedi kutsal ayinin uygulaması vardır.

VAFTİZ: İlk günahın bağışlanmasını simgeler. İnanan kişi üzerine su serperek veya onu tamamen suya batırarak yapılır.
TASDİK (KİLİSEYE KABUL TÖRENİ): Vaftiz edilen kişiler için dinin ikinci bir beyanı anlamına gelir.
EKMEK-ŞARAP AYİNİ: İsa Mesih’in etini yiyip kanını içmeyi simgeler. Katolikler ayinde kullanılan ekmek ve şarabın gerçekte et ve kana dönüştüğüne inanırlar.
KEFARET: Günahların bağışlanmasını isteme.
HASTALARA KUTSAL YAĞ SÜRMEK: Kutsal yağ ile yakın zamanda ölmesi muhtemel olan insanları kutsama.
KUTSAL EMİRLER: Rahiplik rütbesi alan kişilerin tasdik edilmesi.
EVLİLİK: Evlenmek üzere olan insanların tasdik edilmesi.

Bu yedi kutsal törenin Mesih’ten kiliseye bir armağan olduğuna inanılır ve bunları uygulamak kurtuluşa giden bir yol olarak görülür. Katolikler kurtuluşun (Protestanlar’ın inandığı gibi) sadece İsa Mesih’e olan inançtan değil, bu inançla birlikte iyi amel işlemekten geldiğine inanırlar. Böylece vaftiz yoluyla arındıktan sonra, kurtuluşu en iyi şekilde gerçekleştirmek adına, Katolikler işledikleri her günah için af istemelidir.

Tarih boyunca Katolik Kilisesi Avrupa’nın ve dünyanın geri kalanının siyasetinde çok önemli bir rol oynadı. Haçlı Seferleri’nde olduğu gibi savaş kışkırtıcılıklarına bulaşmanın yanında, Ortaçağ gibi kaotik zamanlar sırasında güvenli bir bilgi deposu da oldu. Papaları ve piskoposları her çağda dünya sahnesinin baş aktörlerinden oldular.

EK BİLGİLER:
1. Doğu Ortodoks Kilisesi de yedi kutsal törene inanır. Ancak, onlar ve diğer mezhepler ekmek-şarap ayininin Mesih’in bedenini yemek olduğuna inanmazlar.
2. 2005’te Papa seçilen XVI. Benedict’in kilisenin muhafazakâr duruşundan ödün vermemesi beklenmiştir.
3. Sıklıkla bir arada kullanılan Araf ve Cehennem kavramlarının, Katoliklik’te belirgin anlamları vardır. Cehennem kalıcı bir lanetlenme hâliyken, Araf ise ölmüşlerin, günahları henüz bağışlanmamışsa, cennete giderken arınmalarının mümkün olduğu bir yerdir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hz. Muhammed (571-632)

Hz. Muhammed (571-632), İslam’ın takipçilerine göre Tanrı’nın yeryüzündeki son peygamberiydi. Tüm Araplar gibi, Hz. Muhammed’in soyu İbrahim’in ilk oğlu İsmail’e kadar gider. Müslümanlar, yani İslam’ın takipçileri, Hz. Muhammed’in vahiylerinin Musa ve İsa Mesih gibi diğer peygamberlerinkileri takip ettiğine inanmaktadırlar. Hz. Muhammed, Mekke’de doğdu. O zamanlar Mekke, putperestliğin hâkim olduğu Kâbe olarak adlandırılan bir tapınak çevresinde konuşlanmış müreffeh bir şehirdi. Hz. Muhammed’in babası o doğmadan önce ölmüştü ve genç bir çocukken Hz. Muhammed, tüccar olan amcasıyla Arabistan’ı gezdi, sonra kendisi de ticaret işini yaptı. Derin derin düşünmeyi seven Hz. Muhammed, kırk yaş civarındayken yine bu amaçla gittiği Mekke yakınlarındaki Hira Mağarası’nda, bir görü deneyimi yaşadı. Bu görüde, melek Cebrail onunla konuştu ve daha sonra Kur’an’ı oluşturacak ayetleri ezberlemesini ve nakletmesini emretti. Cebrail, Hz. Muhammed’i hayatının geri kalanı boyunca da ziyaret etti ve H...

İbrahim, İshak ve Yakup

İbrahim, tektanrıcı dinlerin atası olarak görülür. Oğulları İshak (Sara’dan), İsmail (Hacer’den) ve onların neslinden gelenlerin Musevilik ile İslam’ı kurduğuna inanılır. Eski Ahit’in Yaratılış bölümünde anlatılanlara göre, İbrahim, Ur’da yaşayan ve o zamanlar Abram olarak anılan genç bir adamken, Tanrı ona görünür ve Kenan ülkesine doğru seyahat etmesini buyurur. Yaşı ilerleyince, İbrahim hiç çocuğu olmayacağı endişesine kapılır. Sonraları Sara olarak anılan eşi Sarai, kısır gibi görünmektedir. O nedenle Sarai, cariyesi Hacer ile İbrahim’in birlikte olmasına izin verir. Hacer, İbrahim’in ilk oğlu İsmail’i doğurur. Bunun üzerine Sarai, kızgınlık ve kıskançlığından, Abram’a Hacer ile İsmail’i kovdurur. Sonrasında Tanrı, Abram ile bir anlaşma yapar. Hizmeti ve sadakati karşılığında, Tanrı ona Sarai’den bir oğul verecek ve ondan büyük bir ırk doğacaktır. Kenan ülkesi de onların olacaktır. Bu anlaşmanın bir göstergesi olarak, Abram doksan dokuz yaşındayken adını İbrahim olarak, Sarai d...

I. Muaviye

I. Muaviye adıyla hükümdar olan Muaviye bin Ebu Süfyan (602-680), Ali’den sonra iktidara geldi ve Dört Halife Dönemi’nden sonra İslam’ın ilk lideriydi. Muaviye, Mekke’de doğdu. Babası, Hz. Muhammed’in öğretilerine şiddetle karşı çıkıyordu ve Muaviye Müslüman olduğu zaman, inancını kendi ailesinden gizlemek zorundaydı. Hz. Muhammed’in Mekke’yi fethetmesinden ve putları kırmasından sonra, Muaviye bir yazıcı oldu. Sonunda İslam imparatorluğu genişledikçe Hz. Muhammed, Muaviye ve erkek kardeşlerini, İslam ordusunun Bizanslılar’a karşı savaşını yönetmeleri için Suriye’ye gönderdi. Halife Ömer idaresi altında Muaviye, Suriye’nin hükümdarı olarak bilindi. Hükümdar olarak Bizans saldırılarına karşı koymaya ancak gücü yeten Suriye ordusunu güçlendirdi ve Kıbrıs ile Rodos’u da hâkimiyetine aldı. Muaviye’nin hedefleri, Dört Halife’nin sonuncusu Ali atandığında şiddetli şekilde değişti. Ali, üçüncü halife Osman’ın katillerini cezalandırmamayı seçti ve Muaviye bunu Ali’nin de cinayete karış...