Ana içeriğe atla

Zerdüştlük

Zerdüştlük, MÖ on sekizinci ve on beşinci yüzyıllar arasında kurulmuş olan, dünyanın en eski tektanrıcı dinidir. Kurucusu, aynı zamanda bugünkü İran’da, eski Pers topraklarında yaşamış varlıklı bir adam olan Zerdüşt idi.

Zerdüşt, otuz yaşında vahiy aldığında, yerel çoktanrılı dine bağlı bir rahipti. İyi ve kötüden sorumlu olan bir tek Tanrı, Ahura Mazda, olduğunu ona anlatan bir melek tarafından ziyaret edildi (Zerdüştlük, aynı zamanda bazen bu tanrıdan isimlendirilerek Mazdaizm olarak da bilinmektedir). Ahura Mazda’nın, bir adamın dokuz katı boyunda olduğu söylenir. Mükemmel bir dünya yaratmaya girişiyordu ve bu görevde hem melekleri hem de insanları işe koydu. Doğal dünyayı – havasını, suyunu ve toprağını – temiz tutmanın önemine vurgu yaptı.

Vahiylerden sonra Zerdüşt, Ahura Mazda’nın öğretilerini yaymaya başladı. Zerdüşt, şimdilerde Zerdüştlük’ün yazmalarının merkezî bir parçası olarak görülen beş Gata, şarkılar ve şiirler yazdı. Avesta adı verilen tamamlanmış yazmalar, beş Gata’dan olduğu kadar Zerdüşt’ün müridi tarafından yazılan Hapatan Haiti’den de oluşur.

Zerdüştlük bugün bir dünya dini olarak var olmasına rağmen, vahiylerin gelmesini takip eden on yıl içinde hiç kimse Zerdüşt’ün dinine katılmadı. Uygulama, her zaman küçük bir takipçi kitlesini çekti. Bundan dolayı Zerdüştlük, daima diğer inançlara karşı hoşgörüyü vurguladığı gibi, farklı dinleri anlama gerekliliğinin de üzerinde durdu.

İlk tektanrıcı din olmasına ek olarak Zerdüştlük, Ahura Mazda’nın her bir kişinin kaderini belirlediği kıyamet gününe, cennete ve cehenneme inanan ilk dindi.

EK BİLGİLER:
1. Bugün Parsîler olarak bilinen, Zerdüştlük’e inanan en büyük nüfus olan yaklaşık 60.000 kadar kişi, Hindistan ve Pakistan’da yaşamaktadır. Kabaca 28.000 kişi İran’da, 37.500 kişi Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da yer alır.
2. Zerdüşt’ün cehennem tasviri, oldukça korkutucudur. Efsaneye göre, karanlık, dar bir yarıkta bir kuyu vardır. Korkunç bir koku ve üç günün 9.000 yıl gibi hissedildiği bir yalnızlık duygusu hâkimdir.
3. Zerdüştler, ateş tapınaklarında ibadet ederler. Bu, biraz yanlış yorumlanmıştır; çünkü ateşin kendisine tapınılmaz, o sadece saflığın bir sembolü olarak görülür.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hz. Muhammed (571-632)

Hz. Muhammed (571-632), İslam’ın takipçilerine göre Tanrı’nın yeryüzündeki son peygamberiydi. Tüm Araplar gibi, Hz. Muhammed’in soyu İbrahim’in ilk oğlu İsmail’e kadar gider. Müslümanlar, yani İslam’ın takipçileri, Hz. Muhammed’in vahiylerinin Musa ve İsa Mesih gibi diğer peygamberlerinkileri takip ettiğine inanmaktadırlar. Hz. Muhammed, Mekke’de doğdu. O zamanlar Mekke, putperestliğin hâkim olduğu Kâbe olarak adlandırılan bir tapınak çevresinde konuşlanmış müreffeh bir şehirdi. Hz. Muhammed’in babası o doğmadan önce ölmüştü ve genç bir çocukken Hz. Muhammed, tüccar olan amcasıyla Arabistan’ı gezdi, sonra kendisi de ticaret işini yaptı. Derin derin düşünmeyi seven Hz. Muhammed, kırk yaş civarındayken yine bu amaçla gittiği Mekke yakınlarındaki Hira Mağarası’nda, bir görü deneyimi yaşadı. Bu görüde, melek Cebrail onunla konuştu ve daha sonra Kur’an’ı oluşturacak ayetleri ezberlemesini ve nakletmesini emretti. Cebrail, Hz. Muhammed’i hayatının geri kalanı boyunca da ziyaret etti ve H...

İbrahim, İshak ve Yakup

İbrahim, tektanrıcı dinlerin atası olarak görülür. Oğulları İshak (Sara’dan), İsmail (Hacer’den) ve onların neslinden gelenlerin Musevilik ile İslam’ı kurduğuna inanılır. Eski Ahit’in Yaratılış bölümünde anlatılanlara göre, İbrahim, Ur’da yaşayan ve o zamanlar Abram olarak anılan genç bir adamken, Tanrı ona görünür ve Kenan ülkesine doğru seyahat etmesini buyurur. Yaşı ilerleyince, İbrahim hiç çocuğu olmayacağı endişesine kapılır. Sonraları Sara olarak anılan eşi Sarai, kısır gibi görünmektedir. O nedenle Sarai, cariyesi Hacer ile İbrahim’in birlikte olmasına izin verir. Hacer, İbrahim’in ilk oğlu İsmail’i doğurur. Bunun üzerine Sarai, kızgınlık ve kıskançlığından, Abram’a Hacer ile İsmail’i kovdurur. Sonrasında Tanrı, Abram ile bir anlaşma yapar. Hizmeti ve sadakati karşılığında, Tanrı ona Sarai’den bir oğul verecek ve ondan büyük bir ırk doğacaktır. Kenan ülkesi de onların olacaktır. Bu anlaşmanın bir göstergesi olarak, Abram doksan dokuz yaşındayken adını İbrahim olarak, Sarai d...

I. Muaviye

I. Muaviye adıyla hükümdar olan Muaviye bin Ebu Süfyan (602-680), Ali’den sonra iktidara geldi ve Dört Halife Dönemi’nden sonra İslam’ın ilk lideriydi. Muaviye, Mekke’de doğdu. Babası, Hz. Muhammed’in öğretilerine şiddetle karşı çıkıyordu ve Muaviye Müslüman olduğu zaman, inancını kendi ailesinden gizlemek zorundaydı. Hz. Muhammed’in Mekke’yi fethetmesinden ve putları kırmasından sonra, Muaviye bir yazıcı oldu. Sonunda İslam imparatorluğu genişledikçe Hz. Muhammed, Muaviye ve erkek kardeşlerini, İslam ordusunun Bizanslılar’a karşı savaşını yönetmeleri için Suriye’ye gönderdi. Halife Ömer idaresi altında Muaviye, Suriye’nin hükümdarı olarak bilindi. Hükümdar olarak Bizans saldırılarına karşı koymaya ancak gücü yeten Suriye ordusunu güçlendirdi ve Kıbrıs ile Rodos’u da hâkimiyetine aldı. Muaviye’nin hedefleri, Dört Halife’nin sonuncusu Ali atandığında şiddetli şekilde değişti. Ali, üçüncü halife Osman’ın katillerini cezalandırmamayı seçti ve Muaviye bunu Ali’nin de cinayete karış...