Ana içeriğe atla

Nuh (as)

Nuh kutsal kitabın Yaratılış bölümündeki tufan hikayesinin baş kahramanıdır. Bu hikayeye göre, Tanrı bir gün dikkatle kainata baktı ve insanın işlediği günahları görünce çok kızdı. İnsanları yarattığı için pişman olarak hepsini yok etmeye karar verdi. Ancak bunu yapmadan önce Nuh’u fark etti.

Nuh masumdu ve Tanrı onu bu kesin yıkımdan kurtarmayı tasarladı. Nuh’a, yedi gün içinde kırk gün kırk gece sürecek bir yağmur yağdırarak azametli ve korkunç bir sele neden olacağını söyledi. Nuh’a kendisini, eşini, üç oğlu ile eşlerini ve var olan her hayvan türünden birer çifti (bir erkek, bir de dişi) alacak genişlikte bir gemi inşa etmesi talimatı verildi. Bu şekilde, Nuh yeryüzünde hayatı yeniden canlandırabilecekti.

Nuh hayvanları ve ailesini gemiye yükleyerek Tanrı’nın emirlerini yerine getirdi. Kırk gün sonra yağmur dindi, ama yer hâlâ sular altındaydı. Sular çekildiği zaman farkına varabilmek için Nuh bir pencere açarak dışarıya bir kumru yolladı.

Denizde geçen yüz elli gün ve Ağrı Dağı’nın tepesinde çakılıp kaldıkları yüz günün sonunda, toprak yeniden yeryüzüne yerleşilebilecek kadar kurumuştu. Nuh gemiyi boşaltarak hayvanları çiftleşmeye bıraktı. Daha sonra Tanrı, Nuh’a da, “Verimli ol ve üre” (Yaratılış 8:17), dedi. Ona bir daha insanları mahvetmeye kalkışmama sözü verdi ve bu sözleşmenin simgesi olarak bir gökkuşağı gösterdi.

Hıristiyan ve Yahudi tarihçilerle ilahiyatçılar Nuh hikayesini biraz farklı yorumlar. Hıristiyanlar için Nuh, Nuh’la ailesini kurtaran o güven ve itaatin de gösterdiği gibi Tanrı’ya olan ideal inancı temsil eder. Yahudi yorumcularsa gemiye giren son kişilerden biri olan Nuh’un gönülsüz bir inancı temsil ettiğini belirtir. Bu durum, inancının o kadar güçlü olmayabileceğini akla getirir. Farklılıklarına rağmen her iki gelenek de Nuh’u ve tufanı dini anlatıların önemli ifadeleri olarak görür.

EK BİLGİLER:
1. İncil’de şaraptan da ilk defa Nuh’un hikayesinde bahsedilir. Tufandan sonra Nuh sarhoş olur ve oğulları onu çıplak bir halde bulur.
2. Tanrı, Nuh’a verdiği “Verimli ol ve üre” emrini Âdem’le Havva’ya (Yaratılış 1:28) ve Yakup’a (Yaratılış 35:11) da vermiştir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hz. Muhammed (571-632)

Hz. Muhammed (571-632), İslam’ın takipçilerine göre Tanrı’nın yeryüzündeki son peygamberiydi. Tüm Araplar gibi, Hz. Muhammed’in soyu İbrahim’in ilk oğlu İsmail’e kadar gider. Müslümanlar, yani İslam’ın takipçileri, Hz. Muhammed’in vahiylerinin Musa ve İsa Mesih gibi diğer peygamberlerinkileri takip ettiğine inanmaktadırlar. Hz. Muhammed, Mekke’de doğdu. O zamanlar Mekke, putperestliğin hâkim olduğu Kâbe olarak adlandırılan bir tapınak çevresinde konuşlanmış müreffeh bir şehirdi. Hz. Muhammed’in babası o doğmadan önce ölmüştü ve genç bir çocukken Hz. Muhammed, tüccar olan amcasıyla Arabistan’ı gezdi, sonra kendisi de ticaret işini yaptı. Derin derin düşünmeyi seven Hz. Muhammed, kırk yaş civarındayken yine bu amaçla gittiği Mekke yakınlarındaki Hira Mağarası’nda, bir görü deneyimi yaşadı. Bu görüde, melek Cebrail onunla konuştu ve daha sonra Kur’an’ı oluşturacak ayetleri ezberlemesini ve nakletmesini emretti. Cebrail, Hz. Muhammed’i hayatının geri kalanı boyunca da ziyaret etti ve H...

İbrahim, İshak ve Yakup

İbrahim, tektanrıcı dinlerin atası olarak görülür. Oğulları İshak (Sara’dan), İsmail (Hacer’den) ve onların neslinden gelenlerin Musevilik ile İslam’ı kurduğuna inanılır. Eski Ahit’in Yaratılış bölümünde anlatılanlara göre, İbrahim, Ur’da yaşayan ve o zamanlar Abram olarak anılan genç bir adamken, Tanrı ona görünür ve Kenan ülkesine doğru seyahat etmesini buyurur. Yaşı ilerleyince, İbrahim hiç çocuğu olmayacağı endişesine kapılır. Sonraları Sara olarak anılan eşi Sarai, kısır gibi görünmektedir. O nedenle Sarai, cariyesi Hacer ile İbrahim’in birlikte olmasına izin verir. Hacer, İbrahim’in ilk oğlu İsmail’i doğurur. Bunun üzerine Sarai, kızgınlık ve kıskançlığından, Abram’a Hacer ile İsmail’i kovdurur. Sonrasında Tanrı, Abram ile bir anlaşma yapar. Hizmeti ve sadakati karşılığında, Tanrı ona Sarai’den bir oğul verecek ve ondan büyük bir ırk doğacaktır. Kenan ülkesi de onların olacaktır. Bu anlaşmanın bir göstergesi olarak, Abram doksan dokuz yaşındayken adını İbrahim olarak, Sarai d...

I. Muaviye

I. Muaviye adıyla hükümdar olan Muaviye bin Ebu Süfyan (602-680), Ali’den sonra iktidara geldi ve Dört Halife Dönemi’nden sonra İslam’ın ilk lideriydi. Muaviye, Mekke’de doğdu. Babası, Hz. Muhammed’in öğretilerine şiddetle karşı çıkıyordu ve Muaviye Müslüman olduğu zaman, inancını kendi ailesinden gizlemek zorundaydı. Hz. Muhammed’in Mekke’yi fethetmesinden ve putları kırmasından sonra, Muaviye bir yazıcı oldu. Sonunda İslam imparatorluğu genişledikçe Hz. Muhammed, Muaviye ve erkek kardeşlerini, İslam ordusunun Bizanslılar’a karşı savaşını yönetmeleri için Suriye’ye gönderdi. Halife Ömer idaresi altında Muaviye, Suriye’nin hükümdarı olarak bilindi. Hükümdar olarak Bizans saldırılarına karşı koymaya ancak gücü yeten Suriye ordusunu güçlendirdi ve Kıbrıs ile Rodos’u da hâkimiyetine aldı. Muaviye’nin hedefleri, Dört Halife’nin sonuncusu Ali atandığında şiddetli şekilde değişti. Ali, üçüncü halife Osman’ın katillerini cezalandırmamayı seçti ve Muaviye bunu Ali’nin de cinayete karış...